19

La çiftlik de papel: Çiftlik Bank olayı

Türkiye üzerinde ağır bir travma yaratan “Çiftlik Bank” olayını kendi içimden geldiği gibi değerlendiriyorum. Umarım ülke olarak bu olay pek çok kişinin kulağına küpe olur.

  • İlgili yazımıza geçelim

Evet gayet tabii bir şekilde şakalar espriler yapıyorum, yapıyoruz. Klasik bir tabir vardır, bunu söylemek her sosyal sınıftan insana uyan, hatta ingilizceye çevrildiğinde kraliçeye bile mantıklı gelecek bir tabir kullanmak istiyorum: “İzahı olamayan şeyin mizahı olur.” Güldürüp güldürmeyeceği kişiden kişiye göre değişeceğinden pek önemli değildir. Önemli olan sadece düşündürecek olması yeterlidir. (Ekşi sözlük gibi oldu burası) yoksa biliyorum yani komik espriler yapıp altınıza sıçırtabileceğimi.

Neyse, konumuz neydi ? konumuz Çiftlikbank olayıydı. Ülkemizde bitmek bilmeyen dolandırma yötemiydi, saadet zinciri, pramit bilmem nesi, damlaya damlaya göl olur mevduat fonu falan filan, artık neyse adı.

Bir tane tosun paşa çıkıp “Size %300 kar vericem, sadece bana zorluklar içerisinde kazandığınız paranızı verin” demesiyle başladı. İlk başta herkes “Vay amk herkes köşeyi dönüyor, hemen ben de yabayım” kafası ile işin içerisinde dahil olmak istedi, oldu.

İşte bu oyun ile karışık saçma bir girişim Çiftlik Bank denen şey, size paranız ile kendi çiftliğinde havan sahibi yapıyor, hakkınız olan mahsülleri kendi şarküteri mağzalarında satıp size  ödemesini yapıyor falan filan. Aslında yeni üyelerden gelen parayı eşit olarak pay ediyor. Bir süre sonra işler batıyor. Ama tosun gibi parayı dışarı çıkartısanız elinizde yüklü miktar para kalıyor. Devlet araya girdi, ödemeler durdu, inceleme derken… sonra ne oldu? Bizim tosun harbiden paşa oldu siktir olup gitti.

Aklı fikri olan insan gider bir araştılır, Bir girişime Bilmem ne “Bank” adı verilebilir mi? Her kurum “bank” banka ismi alsa götümüzde don kalmaz. Bankalar bildiğiniz gibi toplu bir miktar belirli düzeyde paranız olduğu zaman, ilgili makamlara gidip “Agası ben banka kurucam, şu kadar param var” demeniz ve ilgili prosüdülleri yerine getirmeniz ile mümkün. Yani milletten para talep ederek banka tarzı bir sikim faaliyet yapamazsınız. Aslında olay “bank” kelimesinde olan açık. “Banka” Çiftlik Bankası gibi bir ismi olasaydı ilgili makamlarca “Aga sen hayırdır amk ?” denirdi. Dediğim gibi … bank … banka vs. adı altında girişim kurmak belirli sermaye gerektiren işler. Ama nedense birileri bunu görüp ses çıkartmaması da ayrı bir mevzu. Gerçi bu tosuncuk Devleti’de  bir yolunu bulup kandırmıştır.

Tosun paşaya bir süredir “Ferrarisini alan bilge” veya “Ferrarisini çalan bilge” diyorum. Dolandırıcı olduğu için değil. Espri olsun diye, eğlence amaçlı. Yoksa sokayım bilgeliğine.

 

Arkadaşım, dostlar, Eyyy Romalılar!!!!

Dünyamızda kolay yoldan para kazanma gibi bir ihtimal yok. Ya kirli işlere bulaşacaksınız, ya da çok çalışıp gelir düzeyinizin anasını sikeceksiniz. Başka çareniz yok. Bu arada Dolandırıcı olmakta kirli iştir, En azından silah, uyuşturucu işinden hallice daha sorunsuzdur.

Şunu unutmayın, kimse kimseye sikten boktan yere “Seni zengin edebilicem” demez.  Sokakta dilenen insanlar bile normal bir işçi sınıfı kadar mesai yapıyor, he bu onlaru meşru kırmaz. Ama para kazanmak için bir şeylerini feda etmen lazım, becerilerini, saatini feda edeceksin ki sana  para gelsin. İş hayatında zaten boş saatlerinizi iş verene  kiraliyorsunuz, hepsi bu. Ama tosun paşa sadece insanların kolay yoldan zengin olma heveslerini suistimal etmesi ile milyon dolarları hacıladı, bu da en başta dediğimiz kirli işlere örnektir. Dinsel açıdan değil mantıken de durum, havadan gelen para suya gider. Emek vermediğin paranın insan gözünde değeri olmaz. Harcarsın ve çabucak uçup gider.

 

Bu boş vaatlere paranızı kaptırmayın. Hayatıın bizleri nereden, nereye götüreceği hiç belli olmaz. Hayat bize başrol verdi. Her yaşanılan gün bir bölüm olsa, bir sonraki bölüm neler olacağı hayatın kalemine kalmış bir olay. Azı ile yetinin demiyorum, sadece olmayacak hayallere amin yarabberalemin demeyin. Unutmayın ki olduğunuz konumdan daha iyi yerlerde olduğundan daha fazla, olduğunuz konumdan daha kötü yerlerde olan ınsan sayısı bir hayli fazla.

 

“Geçmiş olsun Türkiye, artık yoğurdu üfleyerek yiyebilirsin…”

 

 

 

***

Bu yazı tamamen yazarın gözlemleri; Medya'da yansıyan olayın detayları ve yazarın en başından beri bu tip olayları incelemesinden sonra, değerlendirmesi ile yazılmıştır. Bu yazıda kimsenin gözünün yaşına bakılmaksızın tarafsız olarak yazılmıştır.

 

Bu web sitesini her koşulda kullanmanız durumunda bazı şartlarımızı kabul etmiş sayılırsınız.

-Gizlilik ve kullanım şartları

-Çerez kullanımı

Neleri kabul ettiğiniz konusunda bilgi sahibi olmak için SİZ sayfamıza göz atmanız sizin için faydalı olabilir.

HOUSEMAFİA